Charles Bukowski
" Bana Aşkını Getir"

-Okurken altını çizdiklerim-

 

aile olarak
hayatta da
filmlerde de
paylaşabileceğimiz
tek şey yoktu
hiç
olmadı
artık
olamaz da.

***

eski Los Angeles Halk Kütüphanesi
yandı
şehir merkezindeki kütüphane
ve onunla birlikte
gençliğimin büyük bir
kısmı.

***
örneğin , bir asansöre binip
kendimi türümden beş-altı kişi ile
çok yakın ve hapsolmuş bulduğumda
hiçbir şeyin kurtarılamayacağı,
havasız bir delilik mağarasında
olduğum duygusuna kapılıyorum.

***
yani, ne yaparsın, nasıl
geçinirsin ?
hiç, yaşadığım an içinde
varım.

***
mahvolmuş hayatlar
olağandır
bilgeler için de
ahmaklar için de
ancak
o mahvolmuş hayat
bizimki olduğunda,
işte o zaman
farkına varırız
intiharların,ayyaşların,hapishane
kuşlarının,uyuşturucu müptelaları
ve benzerlerinin
varoluşun
menekşeler kadar,
gökkuşağı
kasırga
ve tamtakır
mutfak
dolabı
kadar
olağan
bir
parçası
olduklarının.

***
evi terkettiğimde
kopyaları her yerde karşıma çıktı : babam bütünün küçük bir
parçasıydı
sadece, ama tanıdığım insanlar içinde kimse nefret duymada
eline su dökemezdi.

***
Fuctowski mi?

***
“Aşağılık herifin teki.Nasıl oluyor da bu kadar çok satıyor?”
“Okurları da onun gibi aşağılık.”
“Evet. At yarışları ve içki..tekrar tekrar aynı şeyleri yazıp duruyor.”

***
Klas yok ibnede.

***
bilmiyorum, iyi zamanlardı sanki, güneş
sıcak ve sürekliydi ve en iyisi
gecelerdi, karanlık ve ilginç geceler,çünkü içki etkisini göstermiş olurdu
ve dünyaya
katlanılabilirdi
nerdeyse.

***
Ölmek o kadar da umurumda değil, benim canımı sıkan ölümün keskinliği.

***
Aslında ölmüş olmalıydın da ölmeyi unutmuşsun gibi bir halin var.

***
yaşamak
ölmekten daha çok
cesaret gerektirir
bazen.

***
Tuhafların en güçlüsü
sık göremezsiniz onları
kalabalıktan uzak dururlar
çünkü.
Azdırlar sayıca
Bu tuhaf insanlar
ama onlardan
çıkar
ender iyi resimler
ender
İyi senfoniler
ender
İyi kitaplar
ve
diğer
ender
İyi işler.
ve en iyilerinden
bu tuhafların
belki de
hiç.
Kendileri
resimdir
Onların
Kendileri,
kitaptır
müziktir
eserdir.
Bazen onları
gördüğümü
sanırım – bir
banka belli bir şekilde
oturmuş yaşlı bir
adam örneğin
Veya yanımdan
aksi istikamette
hızla geçen
bir arabanın içindeki
bir yüz.
Veya süpermarkette poşetlere dolduran
kızın veya oğlanın
ellerini kullanışında
belli eder kendini.
Bazen bir süredir
birlikte yaşadığın
biridir- daha önce
görmediğin yıldırım
hızında bir bakış
yakalarsın.
Bazen
hayatınızdan çıktıktan
birkaç ay
birkaç yıl sonra
birden varlıklarını
anımsarsınız
müthiş bir
berraklıkla.
Etki ve tepki
En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur
sırf uzaklaşmak için,
ve geride kalanlar
birinin onlardan
uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
bir türlü tam olarak anlayamazlar.

Bukowski ana sayfasına dön!