CHARLES BUKOWSKI “En kısa andır mucize”



 :: Okurken Altını Çizdiklerim ::

 

 güzel bir duyguydu
doğduğum ülkede tanınmak, gerisi de
hikâyeydi…
(okurlarımın bazıları)

 ***

Evlat, sorun senin istediğini yapmıyor
Olmanda, ya da istediğini
Yapıyorsan da
İyi
Yapmamanda.

 evlat, kitaplarıma
yağdırdığın övgüler için
sana teşekkür etmek isterdim
ama bunun hiçbir şeyle
hiçbir ilgisi yok ve sana mor bir
bok parçası kadar yararı olmaz
(posta kutumla muhabbet…)

  ***

ve işe başladığında
fazla kaslı değilsen bile
çok sürmezdi kaslarının gelişmesi.

 külüstür arabalarımıza
atlar
gecenin yarısını içerek
ve kadınlarımızla atışarak geçirmek üzere
evlerimize gazlardık

ertesi sabah iş başı
yapacağımızın
ve zengini daha da zenginleştirmek
için hayatlarımızı aptal gibi
feda ettiğimizin
bilincinde.
(kıvılcımlar)

  ***

“sigara içilen bölüm mü,
yoksa içilmeyen bölüm mü?” diye sordu
memur.

“içki içilen bölüm,”
dedim.
(bütün o kayıplar…)

  ***

yalnız olmak benim için son derece gerekli olmuştur hep.

 ***

on yıl tek bir gece veya gündüz kaçırmadan aralıksız içtikten sonra Los Angeles
Belediye Hastanesi’nin Düşkünler Koğuşu’ndan taburcu olduğumda bir daha içki içersem öleceğimi
söylemişlerdi bana. Birlikte yaşadığım hatuna gidip, “şimdi ne bok yiyeceğim” diye sormuştum.

“atlara oynayacağız” demişti. “atlara mı?” , “evet, onlar koşar sen de onlara bahis oynarsın.”

 Bulvarda biraz para bulmuştu. Hipodroma gittik. Üç at buldum o gün, biri elli dolardan daha fazla kazandırmıştı.
Ne kadar kolay, ben bu oyunu çözerim diye düşünmüştüm.
İkinci gidişimde yine kazandım.

 O gece şarabı sütle karıştırırsam canımı fazla yakmayacağına karar verdim. Bir bardak denedim, yarı şarap, yarı süt. Ölmedim. Bir sonraki bardağa biraz daha az süt biraz daha fazla şarap koydum. Gece bittiğinde sade şarap içiyordum. Sabah kalktığımda mide kanaması filan geçirmedim. Ondan sonra hem içtim hem  de atlara oynadım. 27 yıl sonra ikisini de yapmaya devam ediyorum. Zaman, harcamak içindir.

  ***

insan olmak istiyorum
ama bir türlü izin vermiyorlar.
 dünyadaki çoğu erkek gibi
başarısızlıklarının
kendilerinden bağımsız
birçok etkenden
kaynaklandıklarına inanıyorlar.
(at muhabbeti)

 

  ***

kadınlar yer yere
yanlarında aynayla
gitmekten vazgeçtiklerinde
bana kadın haklarından
söz edebilirler
belki
(bir başlangıç)

  ***

çünkü suçların en büyüğü
en acımasızı,
yoksulun yoksulu soymasıdır kanımca,
bütün gece birlikte içip, konuşup,
gülüp, seviştikten sonra
birinin diğerini
yabancı bir kentte
sıvası dökülmüş karanlık duvarların arasında
bir başına
akşamdan kalma ve beş parasız
uyanmaya terk etmesi
bağışlanacak şey değil.
(duvarlar)

  ***

kötü talihten dem vurmak
gibisi yok; ben çok
iyi yaparım.
(trans halidir yazmak)

 ***

 yalnız kalmaktan daha kötü
şeyler de vardır hayatta
ama genellikle
bir ömür alır bunun
farkına varmak
o zaman da
çok geçtir
ve çok geçten
daha kötü
bir şey yoktur
hayatta.
(evet, evet)

 ***

Beethoven çalarken, William Saroyan
öldü Beethoven çalarken, Celine öldü ama
Fante direniyor

Ölüme
Bacakları kesilmiş ve kör daracık mezarında
Ama ölmüyor:
3 yıldır yatıyor hastanede, ne
düşünür?
(çizgili elbiselerin içinde sardalyeler)

  ***.

kendimi esir kampında bir
esir gibi hissetmekle birlikte
zaman zaman bombardımana maruz
kalmış bir ön birlikmişiz
duygusuna kapıldığım da olurdu.…

denetçiler bizim
yöneticiler denetçilerin
Posta Müdürü yöneticilerin
Halk da Posta Müdürü’nün
Canına okuyordu ve her şeyi başlatan
Bahçesindeki gülleri budayan
Yaşlı kadındı:
Demokrasinin çarkları.
(değişim ve biçimsizleşim)

  ***

bence at yarışlarının ya da
ruletin ya da herhangi bir kumar biçiminin nedeni
evde kalıp bütün gün, ben bir yazarım
diye düşünmemek.

 Daktilonun başına geçme nedeni de
Aynıdır, ben bir yazarım
Diye düşünmemek.
(bir sevgililer günü armağanı)

  ***

ama genellikle,
en yoğun ve tutkulu
anlarda,
bir kez daha
sinema salonunda
etrafındaki çiftler kumrular gibi fısıldaşırken
elindeki patlamış mısır torbasıyla
bir başına oturan
yalnız adam olmayı
arzulardım.
(iş tutmak)

  ***

uyandığımda

North Bulvarı’ndaki
Lincoln Heights Hapishanesi’nin
Ayyaş koğuşunun
Döşemesinde yatıyordum.
Kanatlarım olmadığı gibi
Zimmet makbuzundan başka
Bir şeyim yoktu ve
Biri helaya kusuyordu.

 Belki
Bir başka zaman
Ulaşacaktım
Meleklik
Mertebesine.
(iyi bir deneme) 

Hamiş: Kitabı aldığım tarih, 29 Nisan 2005, 
kitabı bitirdiğim ve alıntıları siteye eklediğim tarih 30 Nisan 2005