images/Factotum.gif (29398 bytes)Charles Bukowski "Factotum"



* İş çıkışıydı. Akın akın insan çıkıyordu metrolardan. Karıncalar gibiydiler, yüzleri yoktu, çıldırmışlardı, üstüme geliyorlardı, gergindiler.

* Yalnızlıkla beslenen biriydim; yalnızlığımı alırsanız yemeğimi ve suyumu almış kadar olursunuz. Yalnız kalamadığım her gün gücümden bir şeyler alıp götürür. Bununla övünmüyorum ama önemliydi benim için. Odanın karanlığı güneşti bana.

* Patronlar daha fazla adam çalıştırmaktansa birkaç kişiyi fazla çalıştırmayı yeğliyorlardı. Adamlara sekiz saatini veriyordun ama yetmiyordu, fazlasını istiyorlardı. Altı saat sonra seni eve yolladıkları görülmemiştir mesela. Düşünecek zamanın kalmamalıydı.

* İnsan ruhunun kökleri midededir. Güzel bir bifteği midene indirip viskini içmişsen beş sentlik gofretle beslenen adamdan çok daha iyi yazarsın. Aç sanatçı efsanesi aldatmacadır. Herşeyin aldatmaca olduğunu idrak ettiğin an uyanıp insanları kanatmaya, mahvetmeye çalışırsın.

* Samimiyetle söylüyorum, yaşam beni dehşete düşürüyordu. Yemek, uyumak ve çıplak dolaşmamak için insanın yapmak zorunda olduğu şeyler ürkütücüydü. Ben de yatakta kalıp içiyordum. İçtiğin zaman dünya yineordaydı, kaybolmuyordu ama boğazına sarılmıyordu en azından.

* Kadınlar diye düşündüm, sihirliydiler kadınlar. Ne harikulade varlıklardı onlar!

* Pencere açıktı ve güneş gözlerine vurmuştu, ruhunu görebilirdin orda.

* Akşamdan kalma biri asla sırt üstü yatıp bir fabrika çatısına bakmamalı. Ahşap kirişler etkiler insanı; ve tavan ışıkları -tavan ışıkların içindeki teller hapishaneyi anımsatır insana bir şekilde. Gözler ağırlaşır, bira için ölürsün ve insan sesleri duyarsın, süren bitmiştir, ayağa kalkmayı becerip işinin başına dönersin...

* Serseriydik, tembeldik, günlerimizin sayılı olduğunu biliyorduk. Rahattık bu yüzden, ne kadar yeteneksiz olduğumuzu anlamalarını bekliyorduk. O gün gelene dek arada sırada birkaç dürüst saat çalışıp sistemin içinde varolmaya çalışıyor, geceleri hep beraber kafaları çekiyorduk.

* Dünya denen uçurumun eteğinde olmak gibiydi -son düşüşten önce bir dinlenme yeri.

*
- Sana ruh veriyorum. Derin bilgiler, müzik, ışık ve kahkaha veriyorum. Ayrıca dünyanın en müthiş bahisçisiyim, evet..
- At boku!
- Hayır at bahisçisi.

* Sabahın altı buçuğunda bir çalar saatin sesine uyanıp yataktan fırla, giyin, zorla birşeyler atıştır, sıç, işe, diş fırçala, saç tara, başka birine büyük paralar kazandırmak ve sana tanınan fırsat için müteşşekkir olmak için berbat bir trafiğin içine dal. Nasıl razı olunur böyle bir yaşama?

*
- Bay Adams'ın cenazesine çiçek almak için aramızda para topluyoruz.
- Çiçekler ölüler için değildir, ölülerinnn çiçeğe ihtiyaçları yoktur.

* Giyim delisi değilim ben. Elbiseler canımı sıkar. Korkunç şeylerdir, vitaminler gibi, astroloji, pizza, buz pistleri, pop müzik, ağır siklet unvan karşılaşmaları gibi.

* Amerika'da iş arayan çoktu. Kullanıma hazır sürüyle beden. Ve ben yazar olmak istiyordum. Nerdeyse herkes yazar olmak istiyordu. Kimse dişçi veya otomobil tamircisi olabileceğinden emin değildir ama herkes yazar olabileceğinden emindir. Sınıftaki elli kişiden belki de on beşi yazar olduklarını düşünüyorlardı. Herkes konuşabiliyor, sözleri kağıda yazmayı biliyordu, demek ki herkes yazar olabilirdi. Ama allaha şükür insanların çoğu yazar değildir; hatta taksi şoförü bile olamazlar ve bazıları -birçoğu- maalesef hiçbir şey değildirler.

* Sevmem partileri. Dans etmeyi bilmem, insanlar beni ürkütür, özellikle partilerde. Seksi, neşeli ve zeki olmaya çalışırlar ama değildirler. Olamazlar. Durmadan çabalamaları durumu daha da dayanılmaz kılar.

Bayan Arıza (6 Haziran 2001, Fon: Radiohead * Amnesiac
)

 

Bukowski ana sayfasına dön!