CHARLES BUKOWSKI “Güneş, işte buradayım!”

Okurken altını çizdiklerim:



Kitaptaki neredeyse her cümlenin altını çizdim.Bu sebeple sayfa 60'tan sonrakileri yazmadım buraya. Çünkü bütün kitabı yazmam anlamına geliyordu. Bundan sonra alıntı yapmayı bırakacağım Bukowski konusunda. Yani, hangi birini anlatayım ki sizlere? Kitabı almanız gerekiyor. Gerçekten bu herifi benim kadar seviyorsanız tabii. Sayfa 60'a kadar olan kısımlar aşağıda, bir kısmı sadece.

Bu kitap, Bukowski ile bugüne dek yapılmış röportajlardan oluşuyor. Tıpkı Howard Sounes'in kitabı gibi Bukowski kendi hakkında çok sırlar veriyor.  Örneğin, bir tanesini paylaşayım sizinle: Buk'un en sevdiği filmin Eraserhead olduğunu öğrendim. Bu sadece biri. Diğerleri için kitabı almanız şart. Ayrıca, Buk kedilere tapıyor adeta. Yandaki fotoğrafı da biraz da bunun için ekledim.

Önsöz'den
 “Bir Yunan tanrısı hakkında bir şeyler dinlemektense bir berduşun öyküsünü dinlemeyi yeğlerim”.
 “Ahlaksız biri değilim ben. Aksine, fazla ahlaklıyım”.


Charles Bukowski Dobra Dobra
Arnold Kaye

Literaty Times (Chicago) Mart 1963


KAYE: Eleştirmenlerin çoğu hayatınızı olduğu gibi yazdığınız görüşünde birleşiyorlar. Bu konuda bir şey söylemek ister misiniz?
BUKOWSKI: Hemen hemen bütün yazdıklarım hayatıma dairdir. Yüzde doksan dokuzu. Yüzde birini uydururum. Belçika Kongo’suna hiç gitmedim mesela.

KAYE: Daha ciddi konulara girersek, Miki Fare’nin Amerikan imgelemindeki etkisi nedir sizce?
BUKOWSKI:
Zor soru. Gerçekten zor. Miki Fare’nin Amerikan halkı üzerindeki etkisinin Shakespeare, Milton, Dante, Rabelais, Şostakoviç, Lenin ve/veya Van Gogh’tan daha güçlü olduğunu söyleyebilirim. Bu da Amerikan halkı hakkında bize ne söylüyor? Disneyland Güney Kaliforniya’nın en büyük ilgi alanı, ama kabristan asıl gerçeğimiz olmayı sürdürüyor.

(Bir notum olacak tam bu noktada: "Bukowski: Böyle geldi, böyle gitti" belgeselinde karısı Linda, Buk'un en sinir olduğu şeyin Miki Fare olduğunu söylemişti).

Bu şaşkın Moruk Kasabanın En İyi Şairi
John Thomas

Los Angeles Free Press, 3 Mart 1967 

 

“Benim şu anda gözlemlenen LSD çılgınlığına itirazım hippiler, salaklar ve çoluk çocuk tarafından ruh yerine kullanılması. Bu işin özü şu, sanatçıyla sıradan insan arasında toplumun para kazanan kesimi tarafından dışlanan tavşan beyinli bir kitle var. Bunlar aslında diğer sınıfa dahil olmayı arzular, ama bunu yapamazlar. Bu yüzden de sanatçıdan bir sayfa çalıp toplumu reddettiklerini söylerler. Sanatçıdan bir sayfa çaldıktan sonra da bütün kitabı çalmaya kalkarlar –ama yaratma gücünden yoksundurlar çünkü aslında orta sınıfa aittirler. Bu yüzden sıradan insanla sanatçı arasında sıkışıp kalmışlardır, ne para kazanmayı becerirler ne de yaratmayı. Bu ikisini de yapamamak suç değildir tabii ki. Ama gerçeği kabullenemedikleri için, aynaya bakamadıkları için, Ruhçuluk oynamaya başlarlar; bot, sakal, bere, hip, pop, bop, ne olursa. Uzun saç, mini etek, sandalet, psikadelik partiler, resim, müzik, psikadelik greyfurt, psikadelik gerila cephesi, güneş gözlüğü, bisiklet, yoga, disko, Jefferson Airplane, Hell’s Angels, ne olursa, yeter ki ait olsunlar. Bob Dylan’dır onların ruhları: “Bir şeyler oluyor ve senin ne olduğundan haberin yok, değil mi, Bay Jones?”. Beatles onların ruhu, Judy Collins ve Joan Baez.”

Charles Bukowski : Öfkeli Şair
Michael Perkins

New York, 1967 

- "şiirlerinizin zaman kaybı olduğunu düşünenler var.”
- “Zaman kaybı olmayan bir şey var mı? Kimi pul toplar ya da anneannesini öldürür. Hepimiz bekliyoruz, küçük şeyler yapıp ölmeyi bekliyoruz.”

(Bayan Arıza, 13 Aralık 2004, Fon : Sigur Ros 'von')

Bukowski ana sayfasına dön!