Charles Bukowski "Kendimizde Açtığımız Yaralar"
Gece Çılgın Ayak Sesleriyle Yırtıldı - Cilt 2

 

benim için birini terk etmeseydiniz ya da
biri sizi terk etmeseydi hiçbirinizi tanıma
fırsatı bulamayacağımı anlıyorum şimdi–
o berbat gecelerle birlikte anımsanan
iyi gecelere içiyorum; işler yolunda gittiğinde
herkes kadar mutlu olabildik
ve bana sunabileceğinizin en iyisini
sunduğunuz için hepinize müteşekkirim;
yüreğimde yaşamaya devam edeceksiniz ve
bir yerlerde bir cennet varsa şayet
bir gün hepiniz
orada olacaksınız
büyük beyaz köpekbalığı
esarette
şaşkın gözlerle, şaşkın aptal gözlerle
sonsuza dek dönüp dururken.

..ALTINI ÇİZDİKLERİM..

neredeyse tanıdığım hiç kimseyle anlaşamıyorum.
filmlerin çoğu berbat bence,
televizyon ise daha kötü.
boş konuşmalar kadar nefret ettiğim
hiçbir şey yok.
uzay araştırmaları
beni sıkar
ve günlük gazeteyi
yüzyılların bütün edebiyatına
yeğleyebilirim.

yalnızlığın mutluluğuyla
sabahın üçünde oturmuş
tırnaklarımı keserken
şöyle diyen en gözde filozofumu
düşünüyorum:
"Temel Reis benim adım
çöp kutusunda yaşarım
çarpık bacaklı kadınlarla
yüzmeye gitmeyi severim
ve neysem
oyum oyum oyum!"
(buyum ben)

***

güvenebileceğiniz bir erkek
ya da kadın bulduğunuzda
başka nedenlerden dolayı
kuşku duyarsınız onlardan.
(artık biliyorsunuz duvarı neden öptüğümüzü)

***

hiçbir şey
ziyan olmaz derler
ya öyle
ya da
her şey ziyan olmuştur zaten.
(3)

***

6 ya da 8 basiretsiz siyasetçi
veya 8 ya da 10 havalı yazar, besteci ve ressam
yeter insanlığı
50 yıl
ya da daha fazla
geriletmeye.
(bazen dünyan karardığında bir nedeni vardır)

***

benim kadınlarla ilgili şikâyetim
daha çok kendimi eleştirmeye
yönelikti: çok çabuk
kapılıyordum
ve gerçek kapıyı çaldığında
katlanamıyordum.
(striptizcim)

***

neden bu kadından sürekli kaçtığımı
bilmiyorum. acı çekmeye çok
istekli olduğu için galiba. oturup okların
gelmesini bekleyen bir hedeften
farksız.
(bahtsız kadın şair)

 

***

ve unutmaya çalışmak, ucuz barlara gitmek,
arayış içinde, nadiren bir şey bularak, bulunca da
aslında hoşlanmadığım bir rolü oynamak, kabul
edilmesi gerekeni zarafetle kabul etmektense
ucuz bir intikam peşinde koşmak.
(maço cehennemi)