Charles Bukowski "Sevimli bir aşk hikayesi"

Kitap, Charles Bukowski'nin"Kasabanın En Güzel Kızı" ve "Büyük Zen Düğünü" ndeki hikâyeleri ile yeni birkaç hikâyesinden oluşuyor.

İşte zihnime takılanlar:



Kasabanın En Güzel Kızı:
Çirkin erkeklere müşfik davranır, yakışıklı erkeklerden iğrenirdi. "hayat yok onlarda" derdi. "mükemmel kulaklarından ve burunlarından başka bir bok düşünmezler. Yüzeyseldirler. İçleri yoktur.

*
"Adın ne?" diye sordum.
"Ne fark eder?" dedi.

*
Bir bok değil güzellik. Uçar gider. Çirkin olduğun için talihlisin. Biri seninle ilgilendiğinde başka bir şey için olmadığını biliyorsun.

*
Bir b.k yapmak gelmiyor içimden. İstek duymuyorum.

*
Her şeye rağmen huzur vardı havada.

*
Gece üstüme üstüme geliyordu ve yapabileceğim hiç bir şey yoktu.

Bir Teksas Genelevinde Yaşam:
"Hiçbir şey yapmam" dedim ve "California'lıyım"
"Yapmak istediğin bir şey var mı?"
"Hayır. Sürükleniyorum."

*
Charles Bukowski, romancı, gazeteci, gezgin.

15 Santim:
Hayatın tehlikedeyse küçük bir hayat bile çok değerlidir.

*
Hayatının sonuna yaklaşmışsan hayatın birazı bile çok değerlidir.

Düzüş Makinesi:
"dur hele! Sen bana kaçık mı diyorsun?"
"çoğumuz kaçığız. Ama gizli tutuyorlar."

Cesaret Sıkma Makinesi:
her insan hayata tutunmaya çalışır ve talihli olmayı umar. Gerisi hikaye.

Üç Kadın:
nedir ki evlilik? Onaylanmış bir s.kiş, onaylanmış s.kişler ama hiç şaşmaz, sonunda SIKICI olur, işe dönüşür, ama dünyanın istediği buydu; kapana kısılmış, yapması gereken bir işi olan zavallılar.

On Otuzbir:
bir odada boğuluyordum hissine kapılmadan beş dakikadan fazla kalabileceğim insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

*
klasım var. Bukowski'yim ben. Yedi dile çevrildim. Ben O'yum, Bukowski!

Yirmi Beş Pejmürde Sefil:
sonra içimde bir ses. Hepsi senin gibi düşünüyor, dedi. Hepsi buraya ait olmadığını düşünüyor ve haklılar. O zaman?

*
ben bir dahiyim ve bunu benden başka kimse bilmiyor.

Bir Yeraltı Gazetesinin Doğumu, Hayatı ve Ölümü:
"Şiirle düzyazı arasında ne fark var?"
"Şiir kısa sürede çok şey söyler, düzyazı uzun sürede az."

*
"Cüce Jimmy'i düzdün ama topu topu kırk bir kiloydu"
"Onun ruhu vardı ama."

*
her insanın hayatında kaçmakla direnmek arasında bir seçim yapmaya zorlandığı anlar vardı. Ben direniyorum.

*
hiçbir şey değişmiyordu. İnsan denen canavarın tarihi çok yavaş ilerliyordu. 1939 ya da 1940 yılında Los Angeles Koleji'nin gazete odasına girdiğimde karşılaştığım o küçük b.klardan hiç farkları yoktu -başlarındaki gazete kağıdından yapılma şapkalarla kendilerini önemseyerek gazeteyi hazırlayan kuklaları anımsıyorum. Çok önemliydi yaptıkları iş -senin varlığını yok sayacak kadar insanlıktan uzaktılar. İğrenç insanlardır gazeteciler -tuvaletlerden kadınların aybaşı bezlerini toplayan kapıcılarda daha çok ruh vardır- doğal olarak.

Düşkünler Koğuşunda Yaşam ve Ölüm:
içten gelen kan parmak kesiğinden akan berrak kırmızı değildir. Mordur, siyah hatta, ve iğrenç kokar, b.ktan bile daha iğrenç. Bizi hayat veren sıvı bira sıçmığından daha berbat kokar.

*
Ruh ve ateş vardı kadının içinde; sevmiştim.

James Thurber'dan Konuştuğumuz Gün:
yüzyılın en büyük şairleriyden biriydi Fransız. Tüm yaptığı oturup o s.ktirici ölümsüz şiirlerini yazmaktı. Ona para yollayan birkaç sponsoru vardı. Kim yollamaz ki? Ölümsüz kamış, ölümsüz şiir.

*
herkesin kendine özgü muhtelif cehennemleri vardı ama ben üç boy farkla öndeydim.

Bütün Büyük Yazarlar:
tahammül edilemeyecek kadar sıkıcı insanlardı sanatçılar, dar görüşlü, başarılı olmuşlarsa ne kadar kötü olurlarsa olsunlar büyüklüklerine inanıyorlardı. Başarılı olmamışlarsa ne kadar kötü olurlarsa olsunlar yine inanıyorlardı büyüklüklerine. Başarılı olamamışlarsa suç başkasındaydı. Yeteneksiz olabilecekleri hiç gelmiyordu akıllarına; berbat bile olsalar dehalarına güvenleri tamdı. Ve her zaman küçük kıçları Şöhret'le verniklenmeden mezarı boylamış bir Van Gogh ya da Mozart için berbat işler kusan 50.000 çekilmez geri zekalı vardı. Sadece iyiler bırakabiliyordu oyunu -Rimbaud gibi, Rossini gibi.

*
berbat bir dünyada yaşıyorduk. Yetenek fark edilmiyordu. Yeteneğin önü kesiliyordu. Torpilin yoksa şansın yoktu. A.cık ağızlılar. Sabahtan akşama kadar aptal insanlara hizmet et.

Siyaset Kediyi Arkadan Düzmeye Benzer:
şimdi, sevgili okurlar, izninizle fahişelere ve atlara ve içkiye dönmek istiyorum henüz vakti varken. Bu konular ölümü de içeriyorsa, kanımca, insanın kendi ölümünden sorumlu olması, ölümün Özgürlük ve Demokrasi, İnsanlık, Milliyetçilik ve/veya diğer palavraların bir sonucu olarak gelmesinden çok daha az rahatsız edicidir.

Sevimli Bir Aşk Hikayesi :
para ancak iki durumda sorun yaratabilir : çok fazla ya da çok az ise. Ve ben yine o " çok az " durumundaydım.

*
yaşlılık suç değildi. Ama bazı insanlar kötü yaşlanıyorlardı.

*
nasıl oluyor da insanlar bana böyle güvenebiliyorlardı? İnsanlar deliydi, insanlar basitti. Bu da bana bir avantaj sağlıyordu. Allah için. On yıldan beri hiçbir iş yapmadan yaşamıştım. İnsanlar bana para ve yemek vermiş, kalacak yer sağlamışlardı. Benim bir dahi ya da geri zekalı olduğumu düşünmelerinin önemi yoktu. Ben biliyordum ne olduğumu. İkisi de değildim. İnsanların bana neden yardım ettikleriyle ilgilenmiyordum. Onlardan yararlanmıştım ama, bunu zafer duygusuna kapılmadan ve baskı uygulamadan yapmıştım. Çıkarabildiğim tek sonuç kimseden hiçbir şey isteyemediğimdi. Üstüne üstlük beynimde sürekli aynı şarkıyı çalan bir plak dönüp duruyordu : vazgeç, vazgeç…